Telefonda uzun bir sessizlik oldu.
“Bilmiyorum. İlk kez ne istediğimi düşünmek için zamanım var.”
Ona hemen karar vermek zorunda olmadığını söyledim. Ardından iki bebeğin ağlama sesi duyuldu. Gülsüm ilk kez hafifçe güldü.
“İkisi de aynı anda uyanıyor. Beril olmasa ne yapardım bilmiyorum.”
Bir hafta sonra izin günümde onları ziyaret ettim. Beril kapıyı açtı. Küçük salonun her köşesinde bebek eşyaları vardı. Gülsüm koltukta oturmuş Kutay'ı besliyordu. Uras ise yanındaki beşikte uyuyordu.
İkizleri görünce içim ısındı. O gece yüzleri gözümün önünden gitmeyen bebekler şimdi sıcacık bir evdeydi. Gülsüm de daha dinç görünüyordu.
“Babam her gün arıyor,” dedi. “Ama gelmeden önce haber veriyor. Beni kendi evine taşınmaya zorlamıyor.”
“Bu güzel bir başlangıç.”
Gülsüm başını eğdi.
“Yıllarca babamın beni dinlemediğini düşündüm. Şimdi o dinliyor. Ben de onunla konuşmayı yeniden öğreniyorum.”