“Ceylin’in biyolojik babası, senin baban.”
Kahkaha atacak gibi oldum.
“Bu zaten bildiğimiz şeydi.”
“Hayır. O belge hazırlanırken herkes Ceylin’in babamın çocuğu olduğunu sanıyordu. Ama yıllar sonra yapılan DNA testi bunun yanlış olduğunu gösterdi.”
“Öyleyse neden böyle bir belge vardı?”
Bartu sandalye kenarına oturdu.
“Çünkü ailelerimizin yıllarca sakladığı çok daha büyük bir kavga vardı.”
Meğer yıllar önce annemle babamın evliliği büyük bir krizden geçmişti.
Annem, babamın kendisini aldattığına inanmış ve birkaç ay boyunca evden ayrılmıştı.
O dönemde Bartu’nun babası Turgut, anneme destek olmuştu.
Aralarında duygusal bir yakınlaşma yaşanmıştı.
Annem hamile olduğunu öğrendiğinde bebeğin Turgut’tan olduğunu sanmıştı.
Babam ise gerçeği öğrendiğinde aile dağılmasın diye herkese bir anlaşma imzalatmıştı.
Ceylin dünyaya geldikten sonra babam onu kendi nüfusuna geçirmişti.
Yıllar sonra, Turgut ağır bir hastalığa yakalandığında gerçek babalık testi yapılmıştı.
Sonuç herkesi şaşırtmıştı.
Ceylin aslında babamın öz kızıydı.
Annem hamile kalmadan hemen önce babamla barışmıştı.
Tarihleri yanlış hesaplamışlardı.
“Peki neden bana söylemediler?”
“Çünkü baban, senin annen hakkında farklı düşünmeni istemedi.”
“Ceylin biliyor muydu?”
Bartu başını salladı.
“Yirmi yaşından beri.”
Kalbim parçalandı.
“Ve bana hiç söylemedi.”