O gün ikizlerden biri erkek, diğeri kız olarak dünyaya gelmişti.
Ceylin ve Bartu kızlarına Lalin, oğullarına ise Aras adını verdi.
Aylar sonra hep birlikte annemle babamın evinde toplandığımızda eski belgeleri bir kutuya koyduk.
Ceylin kutuyu kapatmadan önce bana baktı.
“Bunu saklayalım mı?”
Bir an düşündüm.
Sonra başımı salladım.
“Saklayalım.”
“Çocuklara anlatmak için mi?”
“Hayır.”
Kutunun kapağını kapattım.
“Bir gün aile olmanın aynı kandan gelmekten çok daha büyük bir şey olduğunu hatırlamamız gerekirse diye.”
Ceylin gülümsedi.
Bartu kolunu onun omzuna doladı.
O anda yıllardır yanlış anladığımız şeyi sonunda kavradım.
Bartu’nun Ceylin’le evlenmesinin arkasında karanlık bir sır, para ya da acıma yoktu.
Gerçek, çok daha basitti.
Çocukken herkes Ceylin’in farklı olduğunu görmüştü.
Bartu ise en başından beri onun sadece Ceylin olduğunu görmüştü.
Ve bazen insanın hayatında bulabileceği en büyük sevgi, seni değiştirmeye çalışan biri değil, seni olduğun hâlinle görüp yine de yanında kalmayı seçen kişiydi.