KOCAM BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ

Diz çöküp ikisini de kucakladım.
"Evet," dedim. "Babanız bizi korumak için son ana kadar mücadele etti. Şimdi sıra bende."
O gün kendime bir söz verdim.
Hayatımızı korkuyla geçirmeyecek, çocuklarımı babalarının nasıl öldüğünü düşünerek değil, nasıl yaşadığını hatırlayarak büyütecektim.
Tayfun'un bıraktığı belgeler sayesinde şirketten çalınan paraların büyük bölümü geri alındı. Orhan Bey, kocamın anısını yaşatmak için onun adına bir eğitim bursu oluşturdu.
Ben de çocuklarımla birlikte her yıl bu bursu kazanan öğrencilerle tanışmaya başladım.
Aradan iki yıl geçti.
Bir akşam oğlum babasının fotoğrafına bakarak bana, "Ben büyüyünce babam gibi iyi bir insan olacağım," dedi.
O an ilk kez geçmişi hatırladığımda yalnızca acı hissetmedim.
Gülümsedim.
Çünkü kocamın bize bıraktığı en değerli miras, o kasadaki belgeler ya da ortaya çıkardığı gerçekler değildi.
Bize bıraktığı asıl miras, ne kadar büyük bedeller ödemek zorunda kalırsak kalalım, doğru bildiğimiz şeyden vazgeçmemekti.
Kardeşim, uğruna bir insanın hayatını feda ettiği parayı bile elinde tutamamıştı. Kocam ise hayatını kaybetmiş olmasına rağmen iki çocuğuna parayla satın alınamayacak bir miras bırakmıştı: Dürüst bir insanın hatırasını.
Reklamlar