Irmak başını salladı. “Babamız gökyüzünde. Annem öyle söyledi.”
Bana evden ayrılmadan önce annelerinin gizlice bir kâğıt verdiğini anlattılar. İnci, şortunun lastiğine sıkıştırdığı buruşturulmuş kâğıdı çıkardı. Üzerinde titrek harflerle yalnızca şunlar yazıyordu:
“Ben Pelin. Çocuklarımı bulursanız polisi arayın. Adımızı değiştirdiler. Bodrumdaki pencere dışarıdan tahtalı. Lütfen bizi burada bırakmayın.”
Kâğıdı okurken dizlerimin bağı çözüldü. Hemen 112'yi aradım. Adresi, çocukların sözlerini ve notu anlattım. Telefonda sakin kalmam, çocukları güvenli bir yerde tutmam ve eve tek başıma yaklaşmamam söylendi.
Kızların neden doğrudan komşulardan yardım istemediğini düşünürken Irmak bana pencereden dışarı bakmamı söyledi. Yan evin garaj kapısının önünde koyu renkli bir otomobil duruyordu. Arka koltuğunda birkaç bavul ve ağzı bantlanmış karton kutular vardı. Adam yalnızca çocukları aramıyor, belli ki bir yere gitmeye hazırlanıyordu.