Komşumun İkiz Kızlarını Boş Konteynerde

Polislerden biri çocukların yanına, diğerleri komşu eve gitti. Ben de İnci'nin çizdiği küçük krokiden söz ettim: Merdiven, çamaşır makinesi ve arkasında kilitli bir kapı. Kız, annesinin sesini oradan duyduğunu söylemişti.

Bir polis memuru benden son kez ayrıntı istedi. Kızların üzerinde darp izi görüp görmediğimi, adamın evden çıkış saatlerini ve başka ziyaretçi gelip gelmediğini sordu. Bildiklerimi anlattım. O an, günlerdir önemsiz sandığım ayrıntılar tek tek anlam kazandı: Geceleri açık kalan veranda ışığı, kapalı perdeler, sabaha karşı hareket eden araç. Bunlar tek başlarına bir suçun kanıtı değildi; ama şimdi neden daha önce hiç kapıyı çalmadığımı sorguluyordum.

Sokağın iki ucunda polis araçları duruyordu. Mahalleli pencerelere çıkmış, kimileri telefonlarıyla çekim yapmaya başlamıştı. Görevli memurlardan biri onları uzaklaştırdı. Çocukların yüzlerini gizlemeye özellikle dikkat ediyordu. Bu iki küçük kızın hayatı bir merak gösterisine dönüşmemeliydi.

Dakikalar bana saatler gibi geldi.

Sonunda yan evden bir sedye çıktı. Üzerinde solgun, güçsüz bir kadın yatıyordu. Gözleri çevreyi telaşla arıyordu. İnci onu pencereden görünce bir çığlık attı.

“Anne!”
Reklamlar