Ben hâlâ her sabah erken kalkıp o evin koridorlarında dolaşıyorum. Artık bir hasta bakıcı maaşıyla geçinmek zorunda değilim ama yine de her sabah yaşlıların çayını kendi ellerimle dolduruyorum.
Çünkü o gün hastane odasında yaşlı bir kadının elini tutarken kazandığım şey devasa bir miras değil; bir insanın hayatına katılabilecek en saf anlam, yani karşılıksız iyiliğin gücüydü.
Gülizar Teyze beni boşuna seçmemişti; o, yalnızlıkla geçen koca bir ömrün kapanışını sevgiyle mühürlemek için bana güvenmişti ve ben o emaneti ömrümün sonuna kadar kalbimde taşımaya yemin ettim.