O zamanlar ben sadece 19 yaşındaydım

Elbisenin ilk denemesinde Ela aynanın karşısında dönmeye başladı. Üç yaşında bir kızın dünyası o birkaç dakikada kurulmuş gibiydi. Yüzündeki gülümseme, yorgunluğumun hepsini aldı götürdü. Mezuniyet törenine beraber gittik; salona girdiğimizde bedenimi bir tuzaktan kurtulmuş gibi hissettim. Ailemle ilgili anılar, fotoğraflar, eksik kalan sözler bir anda yok oldu. Tören sonrası için ona dondurma sözü verdim. Kapıdan çıkarken, yağmur sonrası sokakta ışıkların yumuşakça yansıdığı bir akşamdı. Tam o sırada takım elbiseli bir adam ileride durdu, bana bakıp selam verdi ve kendini annemin ve babamın avukatı olarak tanıttı. Onları yıllardır görmemiştim; cenazeler sırasında bile fark etmemiştim kim olduğunu.

Avukat bana bir zarf uzattığında kalbim istemeden hızlandı. "Bunu bugün size teslim etmem için kesin talimatlar verdiler," dedi. Zarfı elime aldım; üzerinde annemin el yazısına benzeyen bir not vardı. İçeriği açmadan önce bile bir şeylerin değişeceğini hissettim. Elle yazılmış bir mektup, küçük bir anahtar ve üzerinde eskimiş bir isim... O an yalnızca bir kez daha söz verdim kendime: Ela'yı koruyacağım.
Reklamlar