Sonra benden de konuyu açmamamı istedi

İdil'in on sekiz yıllık hayatını, ölümünün etrafında dönüp duran karanlıkla hatırlamak istemedim. Onun adına, organ bağışı konusunda doğru bilgi veren küçük bir gönüllü çalışma başlattım. Filiz de yanımda oldu. İdil'in arkadaşları hazırladıkları afişleri okullara taşıdı.


İlk etkinliğin sonunda herkes gittikten sonra boş salonda tek başıma kaldım. Çantamdan İdil'in mektubunu çıkardım. Son cümlesini yeniden okudum:

“Sevgi, gerçeği saklamaya izin vermemeli.”

Kızım bunu bana yalnızca Turgay için yazmamıştı. Kendi hayatım için de söylemişti. Sevdiğimiz insanları körü körüne korumak, bazen en çok korunması gerekenlere zarar veriyordu.

O gün mezarına beyaz papatyalar bıraktım.

“Seninle daha çok zamanımız olmalıydı,” dedim. “Ama bana kalan zamanın nasıl yaşanması gerektiğini öğrettin.”

Rüzgâr çiçeklerin yapraklarını hafifçe kıpırdattı. Cevap veren olmadı. Yine de ilk kez sessizliğin içinde sadece kaybı değil, kızımın bıraktığı iyiliği de hissedebildim.

İdil'in hayatını geri getiremezdim. Fakat onun son isteğini yaşatabilir, gerçekleri savunabilir ve başka ailelerin aynı karanlıkta kalmaması için elimden geleni yapabilirdim.

Çünkü bir insanın ömrü bazen çok kısa sürer. Ama ardında bıraktığı cesaret ve iyilik, başka hayatlarda yaşamaya devam eder.
Reklamlar