“Geç kaldık,” dedi Filiz.
Ama masanın arkasında, duvara yaslanmış küçük bir çöp kutusu vardı. İçindeki yırtılmış kâğıt parçalarının arasında bir eczane faturası buldum. Kapsüllerin satın alındığı tarihler işaretlenmişti. Üstelik aynı faturanın arkasına İdil'in el yazısıyla tek bir cümle yazılmıştı:
“Gerçeği bulmak için sadece çekmeceye değil, babamın eski telefonuna da bak.”
Telefonu tanıyordum. Turgay iki ay önce yenisini almış, eskisini mutfaktaki dolaba kaldırmıştı. Dolabı açtım. Cihaz hâlâ oradaydı.
Şarj ettik. Ekran açıldığında parola istedi. Filiz, “Denemeye bile değmez,” dedi. Ama İdil'in doğum tarihini girdim. Telefon açıldı.
Mesajların arasında “Erdal” adlı bir kişiyle yazışmalar vardı. Turgay'ın kapsülleri bu adamdan aldığı anlaşılıyordu. Bir mesajı okuyunca elim ayağım buz kesti:
“Laboratuvar uyardı. Karışımda yasaklı madde çıkmış. Kıza verme, kalan kutuları da geri gönder.”