Mesajın tarihi, İdil'in kalbinin ilk kez ciddi biçimde kötüleşmesinden üç hafta önceydi.
Turgay'ın cevabı ise daha korkunçtu:
“Doktor bitkisel şeylere zaten karşı. Birden kesersem şüphelenirler. Ben hallederim.”
Telefonu düşürüyordum. Demek ki uyarıyı almıştı. Buna rağmen kapsülleri vermeye devam etmiş olabilirdi.
Filiz hemen polisi aramamı söyledi. Telefonu ve bulduğumuz faturayı teslim ettik. O gece ifade verirken İdil'in son aylarını tekrar tekrar anlatmak zorunda kaldım. Her sabah kapsüllerini alırken bana gülümseyişi, “Merak etme anne, iyileşeceğim,” deyişi gözümün önünden gitmiyordu.
Ertesi gün Turgay karakola kendi isteğiyle geldi. Önce yalnızca iyi niyetle hareket ettiğini söyledi. Sonra mesajlar gösterilince sustu.
Bir hafta sonra avukatının yanında verdiği ifadede kapsüllerle ilgili uyarıyı bildiğini kabul etti. Fakat İdil'in durumunu kötüleştirdiklerini düşünmediğini, bir gün daha kullanıp sonra bırakacağını söyledi. O bir günlerin neden haftalara dönüştüğünü açıklayamadı.
Soruşturma ilerledikçe başka gerçekler çıktı. Erdal, ruhsatsız ürünleri internet üzerinden satıyordu. Turgay, ona para yatırmış ve satışlardan komisyon almıştı. Kızımın sağlığıyla ilgili aldığı kararda para çıkarı da vardı.
Bunu duyduğumda kendimi kaybettim. Nasıl olurdu? İdil'in saçlarını tarayan, doğum günlerinde pasta yapan, gece ateşi çıktığında başında bekleyen adam aynı insan mıydı?