Üvey annemin bakımevi için her ay 80 bin lira ödüyordum

Bana yıllarca annelik yapan bu kadının örgü çantasının derinliklerinde sakladığı ve keşke hiç görmeseydim diyeceğim o sarsıcı şey neydi?

Elimi o yün çilelerinin arasına daldırdığımda parmak uçlarıma değen o soğuk, metalik ve ağır nesneyi kavradım. İplerin arasından çekip çıkardığımda, bunun eski, siyah ve paslanmış demirden küçük bir kilitli kasa olduğunu gördüm. Kasanın soğukluğu adeta parmaklarımdan bütün bedenime yayılmıştı. Kilit kısmı kırıktı, sanki aceleyle açılıp kapanmaktan yalama olmuştu.

Titreyen ellerimle kapağı araladım. İçinde ne bir örgü şişi, ne de masum bir hatıra vardı. Kasanın içi, benim her ay binbir zorlukla kazandığım, uykusuz kalarak ödediğim o 80 bin liralık banknot desteleriyle doluydu! Ama beni asıl dehşete düşüren paralar değildi. Paraların hemen altında, lastiklerle sıkıca bağlanmış, rutubet kokan bir tomar mektup ve resmi banka dekontları duruyordu.

En üstteki dekontu elime aldım. Gönderici Cavidan, alıcı ise yüksek güvenlikli bir cezaevi hesabıydı. Miktar tam olarak benim ona o ay gönderdiğim paraydı. Nefes alışverişim hızlanırken, dekontların altındaki ilk mektubu çekip çıkardım. Kağıt buruş buruştu, sanki defalarca okunmuştu.

İlk satırı okuduğumda kalbimin göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi attığını hissettim: “Sevgili Anneciğim…”
Reklamlar