12 YAŞINDAKİ KIZIM, KANSERLE MÜCADELE EDEN

Kendi saçlarını kesmişti.

Hiçbir karşılık beklemeden.

İşte o an Cem’in ne demek istediğini anladım.

Birkaç hafta sonra Gökçe’nin tedavisi yeni bir aşamaya geçti.

Doktorları umutlu konuşmaya başlamıştı.

İdil ise her gün okulda onun yanına oturuyordu.

Peruk kısa sürede okulda konuşulan bir simgeye dönüştü.

Fakat bu kez kimse Gökçe’yle alay etmiyordu.

Hatta onunla dalga geçen çocuklardan ikisi özür dilemiş, okulda saç bağışı kampanyası düzenlemek istemişti.

Müdür de kampanyayı destekledi.

Aylar sonra hastanenin çocuk onkoloji servisinde onlarca saç bağışı toplandı.

Bir kısmından peruk yapıldı.

Bir kısmı başka kurumlara gönderildi.

Cem’in ölüm yıldönümünde İdil’le birlikte mezarına gittik.

Gökçe ve Derya da bizimleydi.

İdil mezarın önüne küçük bir fotoğraf bıraktı.

Fotoğrafta o ve Gökçe yan yana gülümsüyordu.

Gökçe başında İdil’in saçlarından yapılmış perukla duruyordu.

İdil mezar taşına dokundu.

“Baba,” dedi, “kuzenimi buldum.”

Boğazım düğümlendi.

Sonra kızım bana döndü.

“Anne, babamın mektupta söylediği şeyi şimdi anlıyorum.”

“Neyi?”

“İnsanın geride ne kadar para bıraktığı değil, kaç kişinin hayatında bir iz bıraktığı önemliymiş.”

O anda Cem’in ölümünden sonra ilk kez içimde yalnızca acı yoktu.

Bir çeşit huzur da vardı.

Eşim bana yıllarca sakladığı bir gerçekle büyük bir kırgınlık bırakmıştı.

Ama kızımıza farkında olmadan çok daha büyük bir miras bırakmıştı.

Merhameti.

İdil saçlarını yeniden uzattı.

Gökçe’nin tedavisi aylar sonra olumlu sonuç verdi ve hastalığı gerilemeye başladı.

Biz de Derya’yla kaybettiğimiz yılları yavaş yavaş telafi ettik.

Bazen hâlâ Cem’e kızıyorum.

Keşke bana her şeyi kendisi anlatabilseydi.

Keşke o okul odasındaki dosyaya hiç ihtiyaç kalmasaydı.

Ama artık şunu biliyorum:

Kızım o gece banyoda saçlarını keserken yalnızca hasta bir arkadaşına peruk yapmak istememişti.

Farkında olmadan babasının yarım bıraktığı bir iyiliği tamamlamıştı.

Ve Cem’in ölümünden sonra dağıldığını düşündüğüm ailemiz, kızımın yere düşen birkaç tutam saçı sayesinde yeniden birbirini bulmuştu.
Reklamlar