Zarfı Murat’ın titreyen ellerinden aldığımda, parmak uçlarımdan yukarı doğru buz gibi bir dalganın yayıldığını hissettim. Üzerinde babamın o hiç değişmeyen, köşeli ve dik el yazısı duruyordu: “Zamanı geldiğinde, sadece gerçekler kurtarır.”
Babam beş yıl önce, tam da Mert’in doğumundan birkaç ay sonra aniden kalp krizi geçirip vefat etmişti. Ölümüyle ardında büyük bir boşluk bırakmıştı ama şimdi anlıyordum ki, asıl bıraktığı şey koca bir mayın tarlasıydı.
Murat’ın gözlerindeki o çaresiz bakış, içimdeki ihanet korkusunu tamamen yok etti; yerini saf, ilkel bir dehşete bıraktı. “Aç,” dedi fısıltıyla. “Ben de içindekileri tam olarak bilmiyorum. Baban bana sadece bu zarfın neyi temsil ettiğini söyledi ve eğer bir gün her şey açığa çıkarsa, yıkımı engellemek için sana vermemi tembihledi.”