Arkadaşımın oğlu aynı nadir doğum lekesi

Zarfın sararmış kenarını yavaşça yırttım. İçinden iki eski belge ve babamın kendi kalemiyle yazdığı uzun bir mektup çıktı. İlk belge bir laboratuvar raporuydu; otuz yıl öncesine ait bir genetik araştırma dosyası. Diğer belge ise bir evlat edinme ve doğum kayıt tutanağıydı. Gözlerim kararırken babamın mektubunu okumaya başladım.

“Kızım, canım kızım…” diye başlıyordu mektup.

“Eğer bu satırları okuyorsan, korktuğum o gün gelmiş demektir. Doğanın kendi adaletini, bizim sakladığımız yalanların üzerine bir mühür gibi basacağını biliyordum. Mert’in kulağındaki o hilal şeklindeki lekeyi gördüğüm gün, kaderin bizimle oynadığı oyunu anladım. O leke, bizim ailemizin soyunda kuşaklar boyu aktarılan, son derece nadir bir genetik işarettir.

Sana hiç anlatamadım. Sen doğmadan yıllar önce, ben ve annen büyük bir trajedi yaşadık. İlk çocuğumuz, abin, doğumdan hemen sonra hastaneden kaçırıldı. Onu yıllarca aradık ama bulamadık. Annen bu acıya dayanamadı, yıllar sonra sen dünyaya geldiğinde ancak hayata tutunabildi. Ama ben aramayı hiç bırakmadım.
Reklamlar