Bundan otuz yıl önce, izini buldum. Oğlum, bir aileye evlatlık verilmişti. Onu bulduğumda artık yetişkin bir adamdı, kendi hayatını kurmuştu. Onu o aileden koparmaya, düzenini bozmaya cesaret edemedim. Ama her anında arkasındaki gizli güç oldum. Eğitimini, işini, her şeyini uzaktan kolladım. O çocuk kimdi biliyor musun kızım?
Zeynep’in babası, yani senin en yakın arkadaşının babası Ahmet’ti. Zeynep senin arkadaşın değil, öz kuzenindi. Ben bu sırrı mezara götüreceğime söz vermiştim, ta ki o korkunç gerçeği öğrenene kadar.”
Mektubun burasında nefesim kesildi. Kağıdı tutan ellerim öyle şiddetle titriyordu ki, Murat düşmemem için belimden kavradı. Gözyaşlarım babamın el yazısının üzerine damlarken okumaya devam ettim devamı sonraki sayfda
“Zeynep’le sen çocukluktan beri ayrılmadınız. Bu benim suçumdu, sizi birbirinize yakın tutmak istedim. Ama büyük bir şeyi hesap edemedim. Sen Murat’la evlendin, mutlu oldun. Ama Murat… Murat’ın geçmişini araştırdığımda, onun da aslında evlatlık verilen o kayıp abinin, yani Ahmet’in biyolojik oğlu olduğunu öğrendim. Murat, Zeynep’in öz be öz abisiydi.