Bir aldatma hikayesi beklerken, nesiller boyu süren bir gizli kimlikler ve akraba bağları labirentinin tam ortasına düşmüştüm. Babam, sırf aile parçalanmasın, bu ensest benzeri genetik bağın getirdiği trajik gerçek evliliğimizi yıkmasın diye bu sırrı saklamıştı. Ama genler yalan söylemezdi. Sol kulak arkasındaki o küçük hilal, saklanan tüm yalanları karanlıktan çıkarıp yüzümüze vurmuştu.
Murat yanıma diz çöktü. Gözleri yaşlarla doluydu. “Yemin ederim bilmiyordum,” diye fısıldadı. “Baban bana sadece geçmişimin karanlık olduğunu ve seninle mutlu olabilmem için bunu kurcalamamam gerektiğini söyledi. Zeynep’in benim kız kardeşim olduğunu, seninle aynı kanı taşıdığımı bilmiyordum…”
Ona baktım. İçimdeki öfke, yerini derin bir keder ve kabullenişe bıraktı. O benim düşmanım ya da beni aldatan bir hain değildi; o da bu sistemin, bu saklanan sırların kurbanıydı.