'Feraye... Sen uyumuyor muydun?'
'Benden ne saklıyorsun?'
Cevap vermedi. Elindeki kâğıdı arkasına gizledi.
'Onu bana ver.'
Titreyen eliyle kâğıdı uzattı. Bu, şehir hastanesinin göğüs hastalıkları bölümünden alınmış bir randevu çıktısıydı. Ertesi sabah için ileri tetkik planlanmıştı.
'Bu ne?'
Rüzgar gözlerini kaçırdı.
'Üç ay önce işyerinde fenalaştım. Önce basit bir enfeksiyon sandım. Sonra akciğerimde bir kitle gördüler.'
Boğazım düğümlendi.
'Kanser misin?'
'Bilmiyorum. Henüz kesin tanı konmadı. Doktor biyopsi gerekebileceğini söyledi.'
'Peki neden bana anlatmadın?'
'Çünkü babamı aynı hastalık yüzünden kaybettim. Nehir'in de babasız büyüyeceğini düşündüm. Senin gözlerinde o korkuyu görmek istemedim.'
Elindeki kâğıda yeniden baktım.
'Gitmek zorundayım derken neyi kastettin?'