Doktor önceki görüntüleri inceledi, yeni tetkikleri anlattı. Kitlenin nedenini yalnızca görüntülere bakarak kesinleştirmenin mümkün olmadığını, doku örneği alınması gerektiğini açıkladı.
Rüzgar'ın eli avucumda terliyordu.
Hastaneden çıktığımızda telefonuna bir mesaj geldi. İşyerindeki yöneticisi aramış, neden tekrar izin istediğini soruyordu.
'İşten de çıkaracaklar beni.' dedi.
'Bunu bilmiyoruz. Önce sağlığınla ilgileneceğiz.'
O hafta biyopsi yapıldı. Sonuçları beklemek, hayatımın en uzun günleriydi. Rüzgar bazen konuşmak istemiyordu ama bu kez sessizliğini açıklıyordu. Ben de ona korkmadığımı söyleyerek yalan söylemiyordum.
Beşinci gün doktorun odasına çağrıldık.
Dosyayı açtığında nefesimi tuttum.
'Alınan örnekte kötü huylu hücre saptanmadı.' dedi.
Rüzgar gözlerini kapattı.
Doktor bunun önemli ve sevindirici bir bulgu olduğunu, ancak saptanan iltihabi değişikliklerin nedeninin araştırılacağını ve takip gerekeceğini anlattı. Henüz her şeyin bittiği söylenemezdi.
Ama Rüzgar'ın yüzünde aylardır görmediğim bir ifade vardı: umut.