'Yarın sabah birkaç günlüğüne annemin yanına geçecektim. Hastane işlemlerini oradan takip edecektim. Sonuçlar kötü çıkarsa sizi buna hazırlamaya çalışacaktım.'
O an öfkelenmekle ağlamak arasında kaldım.
'Beni koruduğunu mu sanıyorsun? Üç aydır başka birini sevdiğini düşünüyorum. Kendimde hata arıyorum. Boşanma dilekçesi vermeyi düşünüyordum.'
Rüzgar yüzüme baktı.
'Boşanmak mı?'
'Evet. Çünkü sen beni hayatından çıkardın.'
Sessizce ağlamaya başladı.
'Özür dilerim.'
'Özür dilemek yetmez. Ben senin eşinim. Korkunu benimle paylaşman gerekiyordu.'
Nehir kıpırdanınca ikimiz de sustuk. Rüzgar kızımızın üzerini örttü. Sonra bana dönüp ilk kez açıkça konuştu.
'Ölmekten korkuyorum, Feraye. Kızımın ilk adımlarını görememekten, sana yük olmaktan korkuyorum.'
Elini tuttum.
'Henüz ne olduğunu bilmiyoruz. Ama bildiğim bir şey var. Sen ortadan kaybolursan Nehir'in babası yine yanında olmayacak. Üstelik bu kez kendi kararın yüzünden.'
Sabah birlikte hastaneye gittik.