Yine öyle bir akşamdı. Emre işten yorgun dönecek diye sabahtan mutfağa girmiş, saatlerce uğraşıp lahana sarması ve tepsi böreği yapmıştım. Üzerime doğal olarak yemek kokusu, biraz da yaşlılığın verdiği o ağır, yorgun koku sinmişti. Akşam masaya oturduğumuzda, Melis banyodan yeni çıkmış, o pahalı parfümlerinden sıkıp masaya kurulmuştu. Çorbasından ilk kaşığı alırken aniden yüzünü buruşturdu. Burnunu tutarak bana döndü ve o acımasız kelimeleri yüzüme tokat gibi çarptı:
"Anne, evde resmen kokuyorsun! Yemek kokusuyla ter kokun birbirine karışmış. Midem bulandı, iştahım kapandı. Lütfen tabağını alıp yemeğini mutfakta yer misin?"