Beni "Evde kokuyorsun" diyerek

Melis taburcu edilip eve getirildiğinde asıl yıkım o zaman başladı. Melis'in kendi öz annesi, "Canım kızım" diyerek feryat eden o kadın, sadece on gün dayanabildi. Kızının altını temizlemenin, onu yıkayıp yedirmenin ağırlığı karşısında pes etti. "Benim tansiyonum var, bu kokuya, bu eziyete kalbim dayanmıyor. Durumunuz iyi, acil bir bakıcı tutun" diyerek kendi canından, kanından olan kızını o yatakta bırakıp memleketine döndü. Emre darmadağındı, hastane masrafları yüzünden deli gibi çalışmak zorundaydı ve yatılı bir bakıcı bulana kadar evde sadece Melis ve ben vardık.

Soğuk bir kasım sabahıydı. Emre erkenden işe gitmişti. Melis'in odasından boğuk bir inleme sesi duydum. İçeri girdiğimde havanın ne kadar ağırlaştığını fark ettim; Melis altını kirletmişti. Odaya girdiğimi görünce gözlerindeki o korkuyu, o devasa utancı anlatamam. Kendi öz annesinin bile iğrenip kaçtığı o kokuyla, aylar önce "Kokuyorsun" diyerek yemek masasından kovduğu kaynanasıyla baş başa kalmıştı. Benden bir intikam, bir iğrenme veya surat asma bekliyordu. Gözlerini sıkıca yumdu.
Reklamlar