bir aileye gelin gittiğimi sanıyordum.

Ece geri bağırdı: "Ben bebeğim! Kural bilmem!"

Mutfakta çorbayı ısıtırken Gaye yanıma geldi ve kolumu çekiştirdi. Yüzü çok ciddiydi.

"Annemle tanışmak ister misin?"

Ona öylece bakakaldım. "Ne?"

Başını salladı. "Annemle tanışmak ister misin? O da saklambaç oynamayı çok severdi."

Kalbim küt küt atmaya başladı. İçimden buz gibi bir şey geçti.

"Gaye," dedim dikkatlice, "ne demek istiyorsun?"

Kaşlarını çattı. "Nerede yaşadığını görmek ister misin?"

Ece, pelüş tavşanını kulağından sürükleyerek arkasından geldi.

"Annem aşağıda," dedi.

Gaye, sanki bana bir doğum günü sürprizi gösterecekmiş gibi beni koridordan aşağı sürükledi.

"Aşağıda nerede?" diye sordum.

Gaye elimi tuttu. "Bodrumda. Hadi gel."

Kötü olan her düşünce bir anda aklıma üşüştü. Kilitli kapı, gizem, kızların bakışları... Ölmüş bir eş ve Demir’in benim yanımda asla açmadığı bir bodrum.

Kapının önüne geldiğimizde bana baktı ve "Sadece açman gerekiyor," dedi.

Ağzım kurudu. "Baban sizi oraya götürüyor mu?"

Başını salladı. "Bazen. Onu özlediği zamanlar."

Bu beni hiç rahatlatmadı.

Kapı kolunu denedim. Kilitliydi.

Gaye, "Sorun yok. Annem orada," dedi.

Beklemeliydim, bunu şimdi biliyorum. Ama onun yerine topuzumdan iki tel toka çıkardım ve titreyen ellerimle kilidin önünde diz çöktüm. Ece yanımda burnunu çekerek duruyordu, Gaye parmak uçlarında zıplıyordu.

Kilit tık diye açıldı.
Reklamlar