Dondum kaldım.
Gaye fısıldadı: "Gördün mü?"
Kapıyı açtım.
Önce keskin bir koku çarptı yüzüme. Ekşi ve nemli bir koku.
Bir adım aşağı indim, sonra bir tane daha. Bodrum loştu ama yeterince görebiliyordum.
Ve sonra korkum şekil değiştirdi.
Bu bir ceset değildi. Gizli bir kabus da değildi.
Bu bir mabetti.
Orada, bir kolunun üzerinde battaniye katlanmış eski bir koltuk vardı. Raflar albümlerle doluydu. Demir’in karısının çerçeveli fotoğrafları her yerdeydi. Çocuk çizimleri, siyah keçeli kalemle etiketlenmiş kutular... Çocuk boyu bir masanın üzerinde küçük bir çay takımı. Bir sandalyenin üzerine asılmış bir hırka. Duvarda bir çift kadın yağmur çizmesi. Eski bir televizyon ve yanında üst üste dizilmiş DVD’ler.
O koku küf kokusuydu. Bir borudan sızan sular bir kovaya damlıyordu. Su duvarın bir kısmında leke bırakmıştı.
Öylece kalakaldım.
Gaye gülümsedi. "Burası annemin yaşadığı yer."
Ona baktım. "Ne demek istiyorsun tatlım?"
Odayı işaret etti. "Babam bizi buraya getiriyor, böylece onunla birlikte olabiliyoruz."
Ece tavşanına daha sıkı sarıldı. "Annemi televizyondan izliyoruz."
Gaye başını salladı. "Ve babam onunla konuşuyor."
Tekrar odaya baktım. Bir suç mahalli değildi burası. Bir hapishane de değildi. Çok daha üzücü bir şeydi.
Demir’in yasının kilitli bir odası vardı.
Televizyon ünitesine yürüdüm. En üstteki DVD’nin üzerinde "Hayvanat Bahçesi Gezisi" yazıyordu. Diğerinde "Gaye’nin Doğum Günü". Masanın üzerinde bir defter vardı, bir sayfası açıktı. Okumak istememiştim ama bir satır gözüme çarptı:
Keşke burada olsaydın.
Hemen defteri kapattım. O sırada yukarıda dış kapının açıldığını duydum.
Demir eve erken gelmişti.
Sesi koridorda yankılandı. "Kızlar?"
Gaye neşeyle bağırdı: "Babacığım! Ona annemi gösterdim!"
Ayak sesleri durdu. Sonra hızla yaklaştılar.
Demir bodrum kapısında belirdi. Kapıyı açık görünce beti benzi attı.
O korkunç saniye boyunca kimse konuşmadı. Demir bize öylece bakakaldı.
"Ne yaptın sen?"
Ses tonu Gaye’yi irkiltti. Kızların önüne geçtim. "Benimle böyle konuşma."
İki eliyle başını tuttu. "Neden burası açık?"
"Çünkü kızın bana annesinin burada yaşadığını söyledi."
Gaye’nin sesi titredi. "Kötü bir şey mi yaptım?"
Demir ona sanki kalbi ikiye bölünmüş gibi baktı. "Hayır. Hayır bebeğim."
Yere çömeldim. "Siz ikiniz gidip çizgi film izlesenize? Ben çorba getireceğim."
Tereddüt ettiler, sonra yukarı çıktılar.
Ona döndüm. "Anlat."