En Küçük Kızının Doğum Gününde

Yıllarca süren kayıplarımın bir mahkeme kararıyla geri döneceğini düşünmüyordum. Yine de geçmişin gerçeklerini öğrenmiş olmak benim için önemliydi.

Birkaç hafta sonra Nalan yeniden aradı.

“Çocuklarla görüşmek istiyorum,” dedi.

Bu kez bağırmıyordu.

Önce çocuklarla ayrı ayrı konuştum. Bazıları annelerini görmek istemiyordu. Bazıları sorularına cevap arıyordu. Asya ise ancak bir aile danışmanının desteğiyle görüşebileceğini söyledi.

Nalan bu şartı kabul etti.

İlk görüşmeleri kısa sürdü. Asya sonrasında fazla konuşmadı.

Yalnızca, “Anne olduğunu hatırlaması güzel ama ona hemen güvenemem,” dedi.

Aylar geçtikçe Nalan bazı çocuklarla sınırlı görüşmeler yapmaya başladı. Diğerleri mesafelerini korudu. Kimseyi affetmeye ya da ilişki kurmaya zorlamadım.

Korhan’la ilişkisi sona ermişti. Maddi sorunları devam ediyordu. Fakat bunların sorumluluğunu çocuklarımın üstlenmesine izin vermedim.

Bir akşam Asya’yla bahçede otururken beklenmedik bir soru sordu.

“Baba, annem hiç dönmeseydi daha mı mutlu olurduk?”

“Bilmiyorum kızım. Belki bazı şeyler daha kolay olurdu. Ama gerçeği öğrenmek de önemliydi.”

“Sen hâlâ ona kızgın mısın?”

“Evet. Ama benim öfkem, sizin onunla nasıl bir ilişkiniz olacağına karar vermemeli.”

Asya başını omzuma yasladı.

“Ben büyüyünce senin gibi olmak istiyorum.”

Gülümsedim.

“Umarım benden daha az yorulursun.”

Kıkırdayarak içeri koştu ve eski fotoğraf albümünü getirdi.

İlk sayfada on yıl önce bahçede çekilmiş fotoğrafımız vardı. Asya iki yaşındaydı, kucağımda duruyordu. Diğer altı çocuğum etrafımızda gülümsüyordu.

Son sayfada ise son doğum gününden bir fotoğraf bulunuyordu.

Yine aynı bahçedeydik. Yine sekiz kişiydik. Ama artık hepsi büyümüştü.

Asya fotoğrafları yan yana koydu.

“Baba, bak. Eskiden bizi sen taşıyordun. Şimdi hepimiz senin yanında duruyoruz.”

Gözlerim doldu.

Yıllarca çocuklarıma daha büyük bir ev, pahalı tatiller ve istedikleri hediyeleri sunamadığım için üzülmüştüm.

Oysa birbirimizi bırakmamayı öğrenmiştik.
Reklamlar