Hayır… Bu imkânsız...

“Bebeğin omzunda kalp şeklinde kırmızı bir doğum lekesi vardır.”

Benim ellerim buz kesti.

Kızımızın omzundaki leke tam olarak kalp şeklindeydi.

Baran annesine baktı.

“Bu notu kim yazdı?”

Kadın gözyaşlarını sildi.

“Esra.”

“Peki neden yıllardır bunu bize söylemedin?”

“Çünkü Derya’yı kaybettiğimizde herkes onu öldü sandı. Sonra bir gün bir mektup aldım.”

“Kimden?”

Kadın başını eğdi.

“Esra’dan.”

Baran’ın yüzü değişti.

“Mektup nerede?”

Kadın bir süre çantasının içinde arandıktan sonra küçük bir kâğıt çıkardı.

Baran mektubu açtı.

Okudukça yüzündeki ifade değişiyordu.

Sonunda kâğıdı bana uzattı.

Mektupta Esra’nın el yazısıyla birkaç cümle vardı.

“Anne, Derya’yı bana ait olmayan bir hayattan korumak için gönderdim. Onu güvendiğim bir aileye bıraktım. Bir gün geri dönmek istersem onu bulacağım. Ama eğer dönemezsem, onu sevgiyle büyütmelerini iste.”

Mektubu okurken gözlerim doldu.

“Yani Derya kaçırılmamış mı?”

Baran annesine baktı.

“Esra onu kendi isteğiyle başka bir aileye mi vermiş?”

Annesi başını salladı.

“Bilmiyorum.”

O anda odanın kapısı açıldı.

Doktor içeri girdi.

Elinde bazı belgeler vardı.

“Bebeğinizin rutin taramalarından biriyle ilgili sizinle konuşmam gerekiyor.”

İçimde yeniden bir korku oluştu.

“Bir sorun mu var?”

“Hayır. Sağlık açısından herhangi bir sorun görünmüyor.”

Sonra elindeki belgeye baktı.

“Ancak doğumdan hemen sonra alınan kayıtlarla ilgili bir ayrıntı dikkatimi çekti.”

Baran ayağa kalktı.

“Nedir?”

Doktor, bebeğimizin doğum kayıtlarına baktı.

“Bu doğum lekesinin şekli ve yeri, hastanemizin eski kayıt sisteminde bulunan bir bebekle neredeyse birebir eşleşiyor.”

Baran’ın yüzü bembeyaz oldu.

“Eski kayıt mı?”

Doktor başını salladı.

“Yaklaşık yirmi dört yıl önce burada doğmuş bir kız çocuğu.”

Odaya sessizlik çöktü.

Doktor devam etti:

“Çocuğun adı Derya Esra Yalçın olarak kayıtlı.”

Baran’ın dizlerinin bağı çözüldü.

Sandalyeye oturdu.

Ben ise bebeğimize baktım.

Artık mesele yalnızca bir doğum lekesi değildi.

Bir ailenin yirmi dört yıllık sırrı, bizim kızımızın doğduğu gece yeniden ortaya çıkmıştı.

Fakat gerçek çok daha farklıydı.

Hastanenin arşivinden eski doğum dosyasını istedik.

Saatler sonra dosya bulundu.

Dosyada Derya’nın doğum tarihi, annesinin adı ve babasının adı vardı.

Ama bir şey eksikti.

Bebeğin taburcu edildiği bölümde kayıt yoktu.

Dosyanın son sayfasında yalnızca tek bir cümle yazıyordu:

“Bebek, annenin talebi üzerine güvenilir bir aileye teslim edilmiştir.”

Altında ise bir isim vardı.

O ismi gördüğüm anda nefesim kesildi.

Çünkü o isim, benim çocukluğumdan beri tanıdığım birinin ismiydi.

Baran’a baktım.

“Bunu sen de biliyor musun?”

Başını yavaşça kaldırdı.

“Hayır.”

İkimiz de aynı anda dosyaya eğildik.

Sonra annesinin bize verdiği eski mektubu tekrar okuduk.

Esra, Derya’yı güvenli bir aileye bıraktığını yazmıştı.

Ama kimse o ailenin kim olduğunu bilmiyordu.

Ta ki dosyanın arkasından çıkan ikinci belgeye kadar.

Belgenin altında benim babamın adı yazıyordu.

Dünyam başıma yıkıldı.
Reklamlar
29 Ağustos 2026
Reklamlar