Ben her gün mezarının başında acımla azar azar ölürken, o kendi kızını karanlık bir pazarlığın içine satmıştı. Selim’in iflas ettiğini duyduğum o eski dedikodular, gizlice yaptığı gece yarısı telefon görüşmeleri... Tefecilere olan borcu yüzünden kendi kanından, canından olan kızımızı karanlık bir çeteye feda etmişti. Ve beni, uğruna yaşamımı bitirdiğim ölü bir çocuğun yasına mahkûm etmişti.
O an içimdeki o kırılgan, yas tutan, hayata küsmüş o zavallı kadın öldü. Yerine, yavrusunu korumak için dünyayı yakmaya, dağları devirmeye hazır bir anne doğdu. Ayağa kalktım, bedenim artık titremeyi bırakmıştı. Defne’yi arkama aldım, bedenimi ona siper ettim.
Müdüre döndüm. "Lütfen polisi arayın," dedim buz gibi, kendimin bile tanımakta zorlandığı net bir sesle. "Hemen şimdi. Cinayet büroyu isteyin. Ortada sahte bir ölüm var."