İKİNCİ BİR TABAK

Bu tabak, mahallemizdeki çamaşırhanede yatıp kalkan Eren adındaki genç bir adam içindi. Annem onu asla görünmezmiş gibi hissettirmez, her yılbaşı ona şefkatle yaklaşırdı. Zamanla ailesini kaybettiğini öğrenince ona yemeğin yanında kalın bir mont, eldiven ya da market kartı da vermeye başlamıştı. Yıllar geçti, ben evden ayrıldım, kendi düzenimi kurdum.

Ve sonra... ANNEM HASTALANDI. Hastalık, odadaki en iyi kalpli insan olup olmadığınızla ilgilenmiyor. O zorlu sürece sadece bir yıl dayanabildi ve onu Ekim ayında kaybettim.

Aralık ayı geldiğinde sadece nefes alıyor, yaşamıyordum. Yılbaşı gecesi mutfakta annemin eski tenceresine boş boş bakarken zihnimde onun o yumuşak ama kararlı sesini duydum: "Eren'in o sıcak yemeğe ihtiyacı var. Bu bizim geleneğimiz."

Ağlayarak yemeği hazırladım. Tıpkı annemin yıllarca yaptığı gibi özenle sardım ve ellerim titreyerek çamaşırhaneye doğru yola çıktım. Kapıdan girip o tanıdık köşeye doğru yürürken adımlarım aniden durdu. Olduğum yerde donakaldım.

Çünkü Eren oradaydı. Ama hatırladığım o incecik battaniyenin altına saklanan, dünyada daha az yer kaplamaya çalışan o çaresiz adam değildi.
Reklamlar