Mahkeme günü geldiğinde ben salonda değildim.
Olmam da doğru olmazdı.
Bir hâkim olarak değil, anne olarak dışarıdaki koridorda bekliyordum.
Dosyaya en küçük bir gölge düşmesini istemiyordum.
Kararı verecek olan heyete tek bir kez bile ulaşmadım.
Adalet, akrabalıkla değil; delille yürümeliydi.
Saatler sonra kapı açıldı.
Klara gözyaşları içinde dışarı çıktı.
İlk başta konuşamadı.
Sonra bana sarıldı.
“Anne…”
“Sofi?”
“Güvende.”
Başımı eğip gözlerimi kapattım.
Yıllardır nice karar dinlemiştim.
Ama hiçbir hüküm bana bu kadar ağır gelmemişti.
Mahkeme; Klara hakkında uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddetin kuvvetli delillerle desteklendiğine, koruma tedbirlerinin devamına ve Sofi’nin geçici velayetinin annede kalmasına karar vermişti.
Deniz hakkında ise tehdit, kasten yaralama ve aile içi şiddet kapsamında yürütülen ceza soruşturmasının devam etmesine hükmedilmişti.