Ertesi sabah gün doğmadan emniyetten haber geldi.
Deniz, koruma kararının tebliğ edildiği sırada son derece sakindi. Hiç itiraz etmemiş, hatta polis memurlarına kahve bile ikram etmişti.
Bu tip insanları iyi tanıyordum.
Başkalarının yanında örnek vatandaş.
Kapılar kapandığında bambaşka biri.
Fakat birkaç saat sonra beklediğim ilk hamleyi yaptı.
Klara’nın telefonuna peş peşe mesajlar düşmeye başladı.
“Seni hâlâ seviyorum.”
“Sofi babasız büyümesin.”
Ardından…
“Beni buna sen zorladın.”
Ve son mesaj…
“Mahkemede görüşürüz.”
Hepsi ekran görüntüsü alınarak dosyaya eklendi.
—
Üç gün sonra Deniz gerçekten dava açtı.
Klara’nın psikolojik sorunları olduğunu, çocuğa bakamayacağını, öfke krizleri geçirdiğini iddia ediyordu.
Dilekçeyi okurken tek bir şeye dikkat ettim.