Can tamamen değişmişti.
Soğuk ve mesafeli olmuştu.
Etrafımdan fısıltılar yükseliyordu.
Para…
Ankara’daki ev…
Aile şirketi…
Bir de Aslı isminden söz ediliyordu.
Ama ben bunların hiçbirine inanmak istemiyordum.
Rahip konuşmasını bitirdikten sonra insanlar başsağlığı dilemek için yanımıza gelmeye başladı.
Tam o sırada…
Can elimi tuttu.
Beni teselli edecek kadar nazik değil…
Canımı acıtacak kadar sertti.
Kulağıma eğilip fısıldadı:
“Artık bu ailenin bir parçası değilsin, anne.”
Sanki mideme yumruk yemiş gibi oldum.
Bir şey söylemek istedim.
Ama tek kelime bile söyleyemedim.
Elimi bırakmadan…
Birkaç adım ötede duran Murat’ın avukatı Ahmet Bey’i işaret etti.
Avukat evrak çantasını açtı.
İçinden mühürlü bir zarf çıkardı.