Beş yıl sonra, sınıfıma tanıdık bir

Ama zihnim Kerem'in her hareketine takılıp kalıyordu: japon balığı fanusuna bakarken gözlerini kısışı, atıştırmalık paketindeki son elma dilimini sessizce Oya'ya uzatışı... Çember saati sırasında, sinirlerim harap bir halde yanına diz çöktüm. "Kerem, okuldan sonra seni kim alıyor?" Yüzü aydınlandı. "Annemle babam! Bugün ikisi de geliyor!" "Ne güzel tatlım. Onlarla tanışmayı dört gözle bekliyorum." Yanına diz çöktüm, sinirlerim haraptı.

O gün resim malzemelerini düzenleme bahanesiyle okulda geç vakte kadar kaldım ama asıl amacım çıkış saatini beklemekti. Etüt odası boşaldı. Kerem kaldı, kendi kendine mırıldanarak tıpkı Ömer'in yaptığı gibi alfabe kitabını inceliyordu.

Sınıfın kapısı sonunda açıldığında, Kerem tüm neşesi ve sakar heyecanıyla ayağa fırladı. "Anne!" diye seslendi, sırt çantasını bırakıp doğruca bir kadının kollarına koşarak.

Aman Tanrım! Bu İpek'ti. Hatırladığımdan daha uzundu, saçlarını düzgün bir at kuyruğu yapmıştı, yüzü biraz daha yaşlanmıştı ama tanınmaması imkansızdı. Göz göze geldik. Aman Tanrım! Bu İpek'ti.

"Merhaba... Ben Gül Hanım. Kerem'in öğretmeniyim," diyebildim sonunda. İpek'in dudakları aralandı. "Ben... Ben sizin kim olduğunuzu biliyorum. Ömer'in annesi..." Kerem, hiçbir şeyden habersiz, annesinin kolunu çekiştirdi. "Anne, köfte yiyebilir miyiz?" İpek gözlerini benden ayırmadan zoraki gülümsedi. "Evet bebeğim. Sadece... bana bir saniye izin ver."

Diğer veliler orada oyalanıyor, bizi izliyordu. Sınıfın yeni velileriyle tanışmak için her zaman tetikteydiler. Velilerden biri olan Tülay başını yana eğdi. "Bir dakika... İpek? Gülten Hanım'ın kızı mı? Batıkent'ten?" "Ben... Ben sizin kim olduğunuzu biliyorum."

İpek'in omuzları gerildi. Birkaç kişi başını çevirdi. Ve sonra Tülay'ın gözleri bana kaydı. "Aman Allahım... Siz Ömer'in annesisiniz, değil mi?" Müdür Meltem Hanım durumu fark edip yaklaştı. Yüzlerinde bana dair oluşan o düşünceyi görebiliyordum: Yaslı öğretmen, dengesiz, uygunsuz.

"Gül Hanım, iyi misiniz?" diye sordu nazikçe. "Evet, sadece alerjim azdı," diye cevap verdim çok hızlı bir şekilde. "Gül Hanım, iyi misiniz?"
Reklamlar