19 YAŞINDAYKEN EN YAKIN ARKADAŞIMLA

Figen'im, bir zamanlar altmış yaşına geldiğimizde birbirimizi bulacağımıza söz vermiştik. Ben yıllarca o sözün peşinden gittim. Ama sonunda anladım ki önemli olan birlikte kaç yıl geçirdiğimiz değil, birbirimizin hayatına ne kadar sevgi sığdırdığımızmış."
Mektubun son satırında ise şu sözler yazıyordu:
"Sana kırk bir yıl geç kaldım. Ama ömrümün en güzel günlerini seninle yaşadım."
Bugün hâlâ o küçük evde yaşıyorum.
Her sabah dut ağacının altındaki iki sandalyeden birine oturuyor, diğerine Turgay'ın fotoğrafını koyuyorum.
Oğuz ve çocukları sık sık beni ziyarete geliyor. Artık onların da ailesinden biriyim.
Reklamlar