19 YAŞINDAYKEN EN YAKIN ARKADAŞIMLA

Bazılarının üzerinde doğum günlerimin tarihleri yazıyordu.
Birini açtım.
"Sevgili Figen, bugün otuz yaşına girdin. Acaba mutlu musun? Umarım seni gerçekten seven biriyle karşılaşmışsındır."
Başka bir mektup kırkıncı yaş günümde yazılmıştı.
"Bugün oğlum ilk kez âşık olduğunu söyledi. Ona sevdiği kadına duygularını zamanında anlatmasını öğütledim. Keşke aynı cesareti ben de gösterebilseydim."
Son mektubun üzerinde ise altmışıncı doğum günümün tarihi vardı.
Zarfı açtım.
"Figen'im, sana verdiğim sözü unutmadım. Eğer hâlâ yalnızsan ve kader bana biraz daha zaman tanırsa seni bu evin bahçesinde bekleyeceğim."
Mektubu göğsüme bastırarak ağladım.
O anda bir karar verdim.
Hastaneye döndüğümde Turgay'ın yanına oturdum.
"Seninle evlenmek istiyorum."
Şaşkınlıkla yüzüme baktı.
"Figen, ben..."
"Sus! Kırk bir yıl bekledim. Bir gün daha beklemeyeceğim."
Üç gün sonra hastane bahçesinde küçük bir nikâh töreni düzenledik.
Oğuz şahidimiz oldu.
Turgay tekerlekli sandalyesindeydi. Ben ise annemin yıllarca sandığında sakladığı eski bir elbiseyi giymiştim.
Parmağıma kırk bir yıl önce aldığı yüzüğü takarken elleri titriyordu.
"Geç kaldım," diye fısıldadı.
Başımı salladım.
"Hayır. Sonunda geldin."
Reklamlar