“Anne, Sakın Gözlerini Açma

(Önceki Bölümden...) Birkaç dakika sonra kapı çalındı. Ablam "İmzalar için noter geldi" diyerek aceleyle kapıyı açtı. Ancak duyulan ses, onların beklediği gibi bir notere ait değildi. "İyi akşamlar Hakan. Her şeyden önce bize, eşinin arabasıyla neden oynandığını açıklaman gerekecek." Odada ölüm sessizliği oldu. Ve ben o an anladım... Bu benim için bir son değil, sadece bir başlangıçtı.


Kapının eşiğinde duran kişi, yıllardır tüm hukuki işlerimle ilgilenen, Mert'in az önce bahsettiği avukatım Melek Hanım'dan başkası değildi. Ancak yalnız gelmemişti. Hemen arkasında, sivil kıyafetli, sert bakışlı iki polis memuru duruyordu.

Hakan'ın yüzündeki o kibirli, kendinden emin ifade saniyeler içinde silinip gitti. Rengi kireç gibi olmuştu. Ablam Aylin ise elindeki çantayı yere düşürdü, tok bir ses yankılandı odada. Ben yatağımda, hala felçli bir bedenle ama zehir gibi çalışan bir zihinle her şeyi duyuyor, her anı zihnime kazıyordum. Bedenim bana ihanet etmiş olabilirdi ama aklım hiç olmadığı kadar berraktı.

"Ne... Ne diyorsunuz siz Melek Hanım?" diye kekeledi Hakan. Sesi titriyordu. "Ne arabası? Ne oynaması? Eşim feci bir kaza geçirdi, doktorlar bile..."

Melek Hanım, Hakan'ın sözünü bıçak gibi kesti. "Doktorlar tıbbi durumunu bilebilir Hakan. Ama arabanın fren hidrolik borularının tam o tehlikeli viraja girmeden önce, ustaca bir kesikle zedelendiğini bilemezler. Bunu olay yeri inceleme ve bilirkişi raporu bilir. Ve o rapor, yarım saat önce elime ulaştı."

Sözler havada asılı kaldı. Frenlerim... O gece, Hakan'ın uzattığı o şüpheli feragatnameyi imzalamayı reddedip, öfkeyle evden çıktığımda, arabama bindiğimde hissettiğim o tuhaflık... Direksiyonun giderek sertleşmesi, viraja yaklaşırken frene son gücümle basmama rağmen pedalın boşluğa düşmesi... Her şey bir yapbozun parçaları gibi yerine oturuyordu. Beni öldürmek istemişti. Kocam, çocuğumun babası, servetime konmak için gözünü kırpmadan ölüm fermanımı imzalamıştı.

"Bu saçmalık!" diye bağırdı Hakan, panikle etrafına bakınarak. "Biri kasten yapmış olabilir ama benim ne alakam var? Ben o gece evdeydim!"

Polis memurlarından biri öne çıktı. "Bunu karakolda uzun uzun konuşacağız Hakan Bey. Olay gecesi evinizin güvenlik kameraları tam da arabanın park edildiği açıyı gören kameranın bozuk olduğunu gösteriyor. Ne tesadüf ki, telefon sinyalleriniz gece yarısı o virajın yakınlarındaki bir baz istasyonundan alınmış."

İçimde fırtınalar kopuyordu. Çığlık atmak, Hakan'ın yüzüne tükürmek, ablamın saçlarına yapışmak istiyordum. "Nasıl yaparsınız bunu?" demek istiyordum. Ama dudaklarımdan sadece cılız bir nefes çıkabiliyordu. Sağ elimdeki o minik hareketlenme dışında hala bir taş gibiydim grsele ilerleyn devamı sonraki sayfada....

Reklamlar