Röntgen filmi ekrana düşüp doktor incelemeye başladığında odadaki herkes buz kesti.
Radyoloji monitörünün soğuk mavi ışığı, Dr. Ortega’nın yüzündeki çizgileri derinleştiriyordu. Kızımın minik omurgasının sağ tarafında, yumuşak dokunun derinliklerine saplanmış net, parlak ve metalik bir nesne parıldıyordu. Bu sıradan bir yabancı cisim değildi. Düzgün, ince ve silindir şeklinde bir kapsüldü; tıpkı evcil hayvanlara takılan ya da yüksek güvenlikli tesislerde kullanılan mikroçiplere benziyordu.
Doktor Ortega yavaşça arkasına döndü. Eldivenli ellerini birleştirdi, gözlerini doğrudan benim gözlerime dikti.
“Selin Hanım,” dedi, sesi kısıktı ama her bir kelimesi odada balyoz gibi çınladı. “Bu bir cisim batması değil. Bu nesne cerrahi bir müdahaleyle, derinin altına kasten yerleştirilmiş. Dahası, dokunun etrafında eski cerrahi dikiş izlerinin kireçleşmiş kalıntıları var. Bu işlem aylar önce yapılmış ve vücut bunu zamanla dışarı atmaya çalışırken ciddi bir enfeksiyon gelişmiş.”
Nermin’in arkamda hıçkırdığını duydum. Yüzündeki bütün renk çekilmiş, kireç gibi olmuştu. Bir adım geri attı, kaçmaya yelteniyordu ki Dr. Ortega kapıdaki hemşireye döndü: