Anneciğim, sırtım acıyor!

İkinci ve en büyük yalan tam da burada saklıydı.

Kayınpederim sekiz yıl önce felç geçirip öldü denilerek sessizce defnedilmişti. Ama Nermin “Onu yok etmedik” derken ne demek istiyordu? Ve daha da önemlisi... Biyolojik soy mu?

“Zeynep... Zeynep Murat’ın kızı değil mi?” diye fısıldadım.

Nermin gözlerini kaçırdı, omuzları çöktü. Polis memurları bile duydukları karşısında donakalmıştı.

“Murat kısırdı,” dedi Nermin, sesi artık bir fısıltıdan ibaretti. “Şirketin yönetimi ve babasının mirası elden gitmesin diye... senin hamile kalman gerekiyordu. Tüp bebek tedavisinde babasının dondurulmuş spermlerini kullandırdı. Zeynep, Murat’ın kızı değil... Murat’ın öz kardeşi, yani kayınpederinin kızı! Baban bunu öğrenince felç geçirmedi, Murat onu bir kliniğe kapattı. Mirasa erişmek için de Zeynep altı aylıkken o çipi sırtına ameliyatla yerleştirdik. Ama çip bozuldu, enfeksiyon yaptı... Murat çipi çıkartıp kasayı boşaltmak istiyordu, Zeynep bu yüzden ağlıyordu!”

Dünya etrafımda ekseni etrafında dönmeyi bıraktı sanki. Kızım... benim minik Zeynep’im, bir miras kavgasının, akılalmaz bir soydaşlık skandalının ve tıbbi bir istismarın kurbanı yapılmıştı. Kocam sandığım adam, canavarın ta kendisiydi; beni bir kuluçka, kızımı ise bir kasa anahtarı olarak kullanmıştı
Reklamlar