Anneciğim, sırtım acıyor!

“Sessizce güvenlik polisini çağırın. Ve çocuk koruma birimine haber verin. Burada adli bir durum var.”

“Hayıır!” diye çığlık attı Nermin. O anki sesi, bir kayınvalidenin değil, köşeye sıkışmış yırtıcı bir hayvanın çığlığıydı. “Anlamıyorsunuz! Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz! O bizim torunumuz, ona zarar vermedik!”

Ben ise donakalmış durumdaydım. Kızım Zeynep göğsüme sığınmış, gözlerinden süzülen yaşlarla bana bakıyordu. Sırtındaki o metalik parıltı, zihnimde yıllardır eksik olan parçaları bir an içinde birleştirmeye başladı.

Zeynep doğduğunda Murat’ın ve annesinin gösterdiği o garip soğukluk... Kızımın altıncı ayında geçirdiği ve benim “sadece basit bir kist ameliyatı” sanarak imzaladığım belgenin ardından yaşananlar... Murat’ın beni kızımın medikal kayıtlarından uzak tutma çabaları... Ve en önemlisi, kayınpederim sekiz yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğunda, aile şirketinin tüm hisselerinin neden Zeynep’in adına değil de bir “gizli vasiyetnameye” bağlandığı...

Zeynep’in o geceki acısı, ailemizde yıllardır saklanan iki kapkaranlık yalanın ilk perdesini aralamıştı.

On dakika içinde iki polis memuru muayene odasına girdi. Nermin kaçmaya çalışırken hastane güvenliği tarafından durdurulmuştu. Ellerim titreyerek cebimden telefonumu çıkardım. Ses kayıt uygulamasını açtım. O an, bir anne olarak korkunun yerini yakıcı bir intikam ve koruma içgüdüsü almıştı.
Reklamlar