Kutunun içinden başka eşyalar da çıkardım. Sararmış bir hastane bilekliği, kurutulmuş çiçekler, eski bir fotoğraf albümü ve ağzı mühürlenmiş kalın bir zarf. Albümün ilk sayfasında genç babamın fotoğrafı vardı. Kucağında yeni doğmuş bir bebek tutuyordu. Yanında ise hiç tanımadığım, uzun siyah saçlı bir kadın gülümsüyordu.
Fotoğrafın altına İngilizce bir cümle yazılmıştı: "Kızımız Şevval ile ilk günümüz."
Dünyam başıma yıkılmış gibiydi.
"Benim annem sen değil misin?"
Annem gözlerini kapattı. Bu soruyu duymak, yıllardır taşıdığı bir yükün altında son kez ezilmesine neden olmuş gibiydi.