Babam Yirmi Yaşında Hawaii’den Ayrıldı

Kendimi tanıttığımda uzun süre sessiz kaldı.

"Baban nasıl?" diye sordu sonunda.

Ona kazayı anlattım.

Karşı taraftan boğuk bir ağlama sesi geldi. Telefonu kapatmadım. Ağlaması bitene kadar bekledim.

"Ona söylemek istediğim çok şey vardı," dedi.

"Benim de," diye cevap verdim.

Bir süre sonra Hawaii'ye gelmek istediğimi söyledim. Annem yanımda oturuyordu. Elimi tuttu ve telefonu bana biraz daha yaklaştırdı.

"Annem de benimle gelecek."

Leilani'nin sesi titredi.Müzik Dinle

"İkinizi de beklerim."

Üç hafta sonra Honolulu'ya indik. Uçağın kapısından çıktığımızda yüzüme sıcak, nemli bir hava çarptı. Babamın yıllar önce anlattığı o yağmur kokusunu hatırladım.

Leilani bizi küçük bir sahil kafesinde karşıladı. Saçları bembeyaz olmuştu ama albümdeki gülümsemesini hemen tanıdım. Beni görünce ayağa kalktı.


"Ona çok benziyorsun," dedi.

Babamdan söz ettiğini biliyordum.

Annemle karşı karşıya geldiklerinde ikisi de ne söyleyeceğini bilemedi. Sonunda annem öne çıktı.

"Onu yıllarca buradan uzak tuttum. Özür dilerim."

Leilani başını iki yana salladı.

"Ben de yıllarca ona kızdım. Hepimiz kaybettiğimiz şeylerin etrafında duvarlar ördük."

O gün birlikte mezarlığa gittik. Küçük bir taşın üzerinde babamın kızına verdiği isim ve yalnızca altı gün sürdüğünü gösteren iki tarih vardı.

Dizlerimin üzerine çöktüm. Kutudan çıkan gümüş bilekliği avucumda tutuyordum.

"Merhaba," diye fısıldadım. "Ben de Şevval."

Yanıma bıraktığım çiçekleri düzelttim. Bilekliği mezarın üzerine bırakmak üzereydim ki Leilani elime dokundu.

"Onu saklamanı istiyorum," dedi. "Baban da böyle isterdi."

Annem gözyaşlarını silerek yanımıza diz çöktü. Çantasından babamın eski sahil fotoğrafını çıkardı. Fotoğrafın arkasında daha önce hiç görmediğim bir not vardı.

"Bir gün geri döneceğim."
Reklamlar