Üzerinde benim adım yazıyordu.
Açtığımda ilk cümleyle birlikte boğazım düğümlendi.
“Süreyya bu satırları okuyorsa, ona yıllarca söyleyemediğim bir gerçeğin artık ortaya çıkması gerekiyor.”
Yazı anneme aitti.
Güzide sessizce bekledi.
Mektubu okumaya devam ettim.
Annem, ölümünden yaklaşık bir yıl önce, babamdan kalan küçük bir arsayı satmayı düşündüğünü yazmıştı. Ama sonra bundan vazgeçmiş, mülkü ileride bana bırakmak istediğini belirtmişti.
Beni asıl sarsan, sonraki satırlardı.
“Tuğrul bu arsayı öğrendi. Satarsam parayı kendi işine yatırmamı istedi. Kabul etmedim. Bana Süreyya'nın da bunu istediğini söyledi ama kızıma sorduğumda böyle bir şeyden haberi olmadığını anladım.”
Ellerim titremeye başladı.
Tuğrul'un yıllar önce kendi işini kurmak istediğini biliyordum. Hatta evliliğimiz sırasında bu yüzden birkaç kez tartışmıştık.
Ama annemle böyle bir konuşma yaptığından haberim yoktu.