Mübeccel ağlamaya başladı.
“Ben gelinimi severdim,” dedi. “Bir anlık öfkeydi.”
Yargıç ona baktı.
“Öfkenin bir an sürmesi, verilen zararı ortadan kaldırmaz.”
Dava sonunda Mübeccel, bana yönelik şiddet nedeniyle hapis cezasına mahkûm edildi. Turgay’ın tehdidi ve olaydaki sorumluluğu hakkında da mahkûmiyet kararı verildi. Rıfat’ın eylemlerine ilişkin değerlendirme ise ayrı hukuki süreçte sürdü. Mali usulsüzlüklerle ilgili dosya da ayrıca incelendi.
Karar açıklandığında beklediğim gibi sevinç çığlığı atmadım. Sadece derin bir nefes aldım. Çünkü hiçbir karar, o mutfakta yaşadıklarımı silemezdi. Ama artık yaşananların üstü örtülmüyordu.
Bir süre sonra boşanma davam sonuçlandı. Yeni kimliğimi taşırken soyadımın değişmiş olmasından çok, hayatımdaki kararları kendim verebiliyor olmamı düşündüm.
Altı ay sonra küçük bir daire kiraladım. İlk aldığım eşya büyük bir yemek masası değildi. Pencerenin önüne koyduğum iki kişilik, sade bir masa oldu. İlk akşam annemle oturup çorba içtik.
Annem kaşığını bırakıp gülümsedi.
“Tuzu biraz az olmuş,” dedi.
İkimiz de bir an sustuk. Sonra gözlerimiz dolarak güldük. Çünkü bu kez bir yemeğin tuzu, kimsenin canını yakmayacaktı.
Ertesi sabah Necla teyzeyi aradım. Bana uzanan elini hiç unutmayacağımı söyledim.
“Şebnem,” dedi, “o gece kapıma ulaşmak için bütün gücünü kullanan sendin. Ben sadece kapıyı açtım.”
Telefonu kapattıktan sonra pencereyi açtım. İçeri serin bir rüzgâr doldu. Eskiden pencereler, kaçmamı engellemek için kapatılırdı. Şimdi ne zaman açılacaklarına ben karar veriyordum.