“Temizlik.”
“Elinde bez yok.”
“Unuttum.”
Yalancıydı.
Ellerimi metal barlara koydum.
Terapist dizlerimi sabitledi.
“Üç deyince kollarınızla destek alın.”
“Bir.”
Nefes aldım.
“İki.”
Kalbim deli gibi atıyordu.
“Üç.”
Kendimi yukarı çektim.
İlk anda hiçbir şey olmadı.
Sonra kalçam sandalyeden birkaç santim yükseldi.
Bacaklarım titredi.
Yıllardır aşağıdan baktığım odanın görüntüsü değişti.
Bir anlığına.
Sadece bir anlığına.
Ama yükselmiştim.
“Devam!” diye bağırdı terapist.
Dizlerim boşaldı.
Yeniden sandalyeye düştüm.
Nefes nefeseydim.
Selin’in gözleri dolmuştu.
“Ne bakıyorsun?”
“Hiç.”
“Gülme.”
“Gülmüyorum.”
Gülüyordu.
Ben de.
Fakat hayat bana huzuru uzun süre vermemeye alışmıştı.
Üç gün sonra Rauf çalışma odama koşarak girdi.
Elinde bir dosya vardı.
Yüzü daha önce hiç görmediğim kadar ciddiydi.
“Vurulduğun geceyle ilgili bir şey bulduk.”
İçimdeki bütün sıcaklık söndü.
“Ne?”
“Keskin nişancının kimliği değil.”
Dosyayı önüme bıraktı.
“Onu kimin tuttuğu.”
Dosyayı açtım.
İçinde banka kayıtları, telefon görüşmeleri ve fotoğraflar vardı.
Her sayfada aynı isim geçiyordu.
İş ortağım sandığım, yıllardır yanımda olan adamlardan biri.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Şimdi nerede?”
Rauf cevap vermeden önce kapı açıldı.
Selin içeri girdi.
“Yemeğinizi…”
Masadaki fotoğrafı görünce sustu.
Yüzünün rengi değişti.
Bunu fark ettim.
“Sen bu adamı tanıyor musun?”
Selin’in elindeki tepsi titredi.
“Hayır.”
“Bana bak.”
Bakmadı.
“Selin.”
Gözleri doldu.
“Tanıyorum.”
Rauf hemen kapıyı kapattı.
“Kim?”
Selin derin bir nefes aldı.
“Annemin yıllar önce yanında çalıştığı adam.”
O anda odada tek bir ses bile kalmadı.
“Ne demek bu?”
Selin yavaşça oturdu.
“Annem yıllar önce onun şirketinde muhasebeciydi. Bazı ödemeleri fark etmiş. İnsanlara para aktarıldığını, sahte şirketler kurulduğunu görmüş.”
Kalbim hızlandı.
“Sonra?”
“Polise gitmek istemiş.”
Selin ağlamaya başladı.
“Ama gitmeden önce onu susturdular.”
“Annen hafıza merkezinde değil mi?”
“Çünkü yaşadığı saldırıdan sonra hafızası bozuldu.”
Dünyam yeniden yerinden oynadı.
Benim vurulmama neden olan adam…
Selin’in annesinin hayatını da mahvetmişti.
İki farklı hayatı birbirine bağlayan görünmez bir kurşun vardı.
O gece yıllardır ilk kez intikam düşünmedim.
Adalet düşündüm.
Belgeleri savcılığa ulaştırdık.
Rauf’un topladığı kayıtlar, Selin’in annesinin eski dosyasıyla birleşince bütün yapı çözüldü.
Aylar sonra o adam ve yanında çalışan birkaç kişi tutuklandı.
Ben ise kurduğum karanlık dünyanın büyük bölümünden çekildim.
Bunu yapmam kolay olmadı.
Bazıları zayıfladığımı düşündü.
Bazıları ihanet etti.
Bazıları kaçtı.
Ama ilk kez insanların benden korktuğu bir hayat istemediğimi anladım.
Bir yıl sonra malikânenin bahçesinde güneşli bir sabahtı.
Selin önümde duruyordu.
Elinde kahve vardı.
Ben destek cihazına tutunmuş hâlde karşısındaydım.
“Hazır mısınız?”
“Hayır.”
“Güzel.”
“Nesi güzel?”
“Hazır olduğunuz günü beklerseniz hiç başlamazsınız.”
Gözlerimi devirdim.
İlk adımı atmaya çalıştım.
Bacağım birkaç santim ilerledi.
Sonra diğerini.
Selin bana dokunmadı.
Yardım etmedi.
Çünkü onun bana öğrettiği en önemli şey buydu.
Bazen birini kurtarmak, onu sırtında taşımak değildir.
Sadece düşeceği zaman yanında durmaktır.
Üçüncü adımda dengemi kaybettim.
Selin kollarını uzattı ama beni tutmadı.
Ben kendimi toparladım.
Başımı kaldırdım.
“Gördün mü?”
“Gördüm.”
“Yürüyorum.”