“Para verirdim.”
“İşte sorun bu.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne?”
“Ben sizden para istemiyorum.”
“Peki ne istiyorsun?”
Selin gözlerimin içine baktı.
“Kimseye muhtaç olmadan ayakta kalmak istiyorum.”
İroniye bak.
Ayakta kalmak.
O cümle içimde bir yere saplandı.
Ben milyonlara sahiptim ama ayağa kalkamıyordum.
Selin’in neredeyse hiçbir şeyi yoktu ama yine de başkasına yaslanmadan yaşamaya çalışıyordu.
Ertesi gün doktorlar Selin’i birkaç gün dinlenmesi şartıyla taburcu etti.
Malikâneye dönmesini yasakladım.
O ise iki gün sonra kapımda belirdi.
“Sen ne yapıyorsun burada?”
“Çalışıyorum.”
“Doktor dinlen dedi.”
“İki gün dinlendim.”
“Bir hafta dedi.”
“Ben iki gün duydum.”
İstemeden güldüm.
Uzun zamandır ilk kez.
Selin de şaşkınlıkla bana baktı.
“Güldünüz.”
“Hayır.”
“Güldünüz.”
“İşine dön.”
O günden sonra evde bir şeyler değişmeye başladı.
Belki de değişen ev değildi.
Bendim.
Selin’in yemek yemeden çalışmasına izin vermiyordum.
O da benim fizyoterapi seanslarını aksatmama izin vermiyordu.
Yeni bir fizyoterapist geldiğinde ona bağırmaya başladığım ilk gün Selin kapının önünde belirdi.
“Kâğıt ağırlıklarını kaldırdım.”
“Ne?”
“Bu sefer kimsenin kafasına bir şey fırlatamazsınız.”
Fizyoterapist kahkahasını zor tuttu.
Ben ise ona öfkeyle baktım.
“Çık.”
“Hayır.”
“Selin.”
“Kalkmaya çalışın.”
“Ben kalkamıyorum.”
“Doktor denemeniz gerektiğini söylüyor.”
“Elimde doktor dolu. Bir tane daha istemiyorum.”
Selin yanıma yaklaştı.
“Ben doktor değilim.”
“Belli.”
“Ben sadece kaçtığınızı görüyorum.”
O anda odadaki hava değişti.
“Ne dedin?”
“Herkese kızıyorsunuz çünkü kızgın olmak korkmaktan daha kolay.”
Rauf kapının yanında donup kaldı.
Fizyoterapist gözlerini yere indirdi.
Kimse bana yıllardır böyle konuşmamıştı.
“Benden korkmuyor musun?”
Selin başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü sizi en kötü hâlinizde gördüm.”
“Bu mu?”
“Hayır.”
Bir adım daha yaklaştı.
“En kötü hâliniz bağırdığınız zaman değil.”
Sustu.
“En kötü hâliniz vazgeçtiğiniz zaman.”
O gün fizyoterapi yaptım.
Ertesi gün de.
Sonraki hafta da.
Aylar geçti.
Bir sabah terapist, destek cihazına tutunmamı istedi.
“Bugün ağırlık aktaracağız.”
“Yine mi aynı saçmalık?”
Arkamdan Selin’in sesi geldi.
“Kaçmayın.”
Başımı çevirdim.
Kapının yanında durmuştu.
“Sen neden buradasın?”