Annem yavaşça merdivenlerden aşağı indi. “Yirmi sekiz milyar… beş yüz milyon mu?” Sesi titriyordu. Ama duygudan değil, hesaptan kitaptan. Her zaman yaptıkları o çıkarcı hesaplardan.
Sözleşmeye tekrar baktım. Sonra imzalara. Sonra Deniz’in ismine. ANKA Projesi – Karahan Girişimi. Mideme sancılı bir kramp girdi. Çünkü onun burada, yanımda olması gerekiyordu.
Deniz bu sabahı görmeyi çok isterdi. Uzun görevlerden döndüğünde yüzünde beliren o yorgun ama gururlu gülümsemesiyle bu buz gibi bahçede yanımda durmalıydı; kendi emeğinin gizli bir askeri raporda çürümek yerine, nihayet insanların hayatını kurtaracağını kendi gözleriyle görmeliydi.
Albay yüzümdeki ifadeden ne düşündüğümü anlamış gibiydi. Sesi yumuşadı: “Deniz seninle gurur duyardı.”
Bu cümle, içimde kalan son soğukkanlılığı da darmadağın etti. Çığlık çığlığa değil, sessizce. Ama gözlerim bir anda yaşlarla doldu.