Birden geçmişin parçaları yerlerine oturmaya başladı.
Üniversitenin ikinci yılında hiç başvurmadığım bir burs kazanmıştım. Yurt görevlisi, iki bebeğimle kalabilmem için bana küçük ama sıcak bir oda ayarlamıştı. Mezun olduğum yıl, çalıştığım muhasebe bürosunun sahibi beni özellikle işe almıştı.
Bunların şans olduğunu düşünmüştüm.
“Bütün bunları Rıza Bey mi yaptı?” diye sordum.
Avukat başını eğdi.
“Evet. Ama bir şart koşmuş: Hayatınızla ilgili kararları sizin yerinize vermeyecek, yalnızca önünüzdeki bazı kapıların kapanmasını engelleyecekti.”
Başımı ellerimin arasına aldım. Hayatım boyunca yalnız savaştığıma inanmıştım. Meğer bazı karanlık gecelerde hiç tanımadığım biri sessizce ışık yakmıştı.
Tam o sırada avukat kutudan kalın bir dosya çıkardı.
“Belgin Hanım, henüz asıl meseleye gelmedik.”
Dosyanın üzerinde bir vakfın adı vardı: Üç Umut Vakfı.