Leyla’nın küçük kızı Cemre’yi evlat edindim

Gözlerimden süzülen sıcak yaşlara engel olamadım. Eğilip kızımın alnından uzun uzun, şefkatle öptüm. Sonra o buruşuk haciz kâğıdını elinden aldım ve gözünün önünde, hiçbir tereddüt yaşamadan yavaşça yırtıp parçalara ayırdım. Kâğıt parçaları birer kar tanesi gibi ayaklarımızın dibine süzüldü.

“Baba, ne yapıyorsun?” diye sordu şaşkınlık ve panikle.

“Ben sadece bir ayakkabı tamircisi olabilirim Cemre,” dedim, sesim artık titremeyen, sarsılmaz bir inançla çıkıyordu. “Belki sana o adamın sunabileceği imkânları veremem. Ama ben sana annenin ölüm döşeğinde bir söz verdim. O dükkân, bu ahşap ev, o banka borçları benim umurumda değil. Benim yegâne servetim sensin. İstersek sokakta kalalım, istersek bir çadırda yaşayalım ama seni o adamın kirli, vicdansız dünyasına asla teslim etmem. Sen satılık bir eşya değilsin. Bizim sevgimiz, onun milyarlarına sığmayacak kadar büyük.”
Reklamlar