Leyla’nın küçük kızı Cemre’yi evlat edindim

Gözyaşları çenesinden damlıyordu. “Dükkânı ve evi sana bırakacakmış. Ama eğer reddedersem, yarın sabah icra memurlarını kapımıza yollayıp seni bu kış günü sokakta bırakacağını söyledi. Baba… Sen annem öldüğünde beni sokağa atmadın. Kendi canından olmadığım hâlde bana bir hayat verdin. Şimdi ben senin her şeyini kaybetmene, sokaklarda yatmana nasıl izin veririm?”

O an, içimdeki o kör edici öfke yerini tarifsiz bir acıya, ama aynı zamanda devasa, boyun eğmez bir sevgiye bıraktı. Benim küçük, fedakâr, altın kalpli kızım… Beni kurtarmak için kendini o sevgisiz, taş kalpli adamın karanlık dünyasına kurban etmeye, o altın kafese hapsolmaya hazırlanıyordu. Tarık denen o asalak, gençliğinde annesini nasıl bencilce harcadıysa, şimdi de kendi yaşlılık yalnızlığını örtbas etmek, çevresine ‘saygın bir aile babası’ imajı çizmek için kızımı kendi parasıyla satın almaya çalışıyordu.
Reklamlar