Leyla’nın küçük kızı Cemre’yi evlat edindim

Tarık… Bu isim dudaklarından döküldüğü an, kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi küt küt atmaya başladı. Yıllardır dükkânıma gelip giden, inşaat şirketini büyütüp zenginleştikçe benden uzaklaşan ama yine de dostum sandığım, kiramı geciktirdiğimde yüzüme alaycı bir gülümsemeyle bakan o adam. Leyla ile tanıştığım yılları düşündüm; Tarık’ın da o dönem bizimle aynı mahallede olduğunu, ansızın şehri terk edip yıllar sonra zengin, kibirli bir müteahhit olarak döndüğünü hatırladım. Parçalar zihnimde korkunç, mide bulandırıcı bir netlikle birleşiyordu. Leyla’yı hamile bırakıp kaçan, o gencecik, çaresiz kadını karnındaki bebekle bir başına bırakan o korkak, yıllarca yüzüme gülüp dükkânımda çayımı içen Tarık’tan başkası değildi!
Reklamlar