“Devam.”
O gece eve döndüğümde Utku’nun mektubunu bir kez daha açtım.
En altında daha önce gözyaşlarımdan fark etmediğim küçücük bir cümle vardı.
“Anne, benim için üzülmeyi bırakamayacağını biliyorum. Ama benim yüzümden yaşamayı bırakma.”
Mektubu kapattım.
Yıllar sonra ilk kez evin balkonuna çıktım ve sabaha kadar orada oturdum.
Utku geri gelmemişti.
Hiçbir şey onun yokluğunu doldurmamıştı.
Miray da onun yerine geçmemişti.
Zaten geçmemeliydi.
Ama sonunda oğlumun bana bırakmaya çalıştığı şeyi anlamıştım.
Bir kalp yalnızca bir bedeni hayatta tutmuyordu.
Bazen geride kalan insanlara da yeniden yaşamayı öğretiyordu.
Ertesi sabah Utku’nun fotoğrafının önüne anahtarlığı bıraktım.
Üzerindeki tek kelimeye uzun uzun baktım.
Devam.
Sonra yıllardır ilk kez perdeleri sonuna kadar açtım.
Çünkü oğlumu sevmek, onunla birlikte hayattan vazgeçmek değildi.
Onu gerçekten sevmek, bana bıraktığı sevgiyi bir son gibi değil, başka bir hayatın başlangıcı gibi taşıyabilmekti.